Tarım Arazilerinin Parçalanmasını Önlemek Şarttır '02.03.2012


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 29 Şubat 2012 tarihinde Ankara’da çok önemli bir toplantı yapıldı. Toplantının konusu, tarım arazilerinde bölünmenin önlenmesi ve parçalanmış arazilerin toplulaştırılması idi.
2006 yılında yayımlanmış olan Türk Tarımının Geleceği adlı kitabımda, Türk tarımının çözüm bekleyen yapısal sorunlarının başında, miras hukukumuzdan kaynaklanan nedenlerle, arazilerin parçalanması geldiğini belirtmiş; miras hukukunun derhal değiştirilmesini ve arazilerin parçalanmasının muhakkak surette önlenmesini, halihazırda parçalanma yoluyla küçülmüş ve verimli tarım yapılamaz hale gelmiş toprakların da vakit kaybetmeden toplulaştırılmasını önermiştim. Ankara’daki toplantıda bu görüşümün devlet katında en üst düzeyde kabul görmüş olduğunu, yıllar önce Türk tarımının sorunlarına ilişkin dile getirdiğim düşüncelerin o gün hemen hemen aynen Sayın Bakanımızın ağzından dile getirildiğini görmek gerçekten sevindiriciydi.
Sayın Bakanımızın da konuşmasında değindiği üzere, 1926 tarihli İsviçre’den aktarılan Medeni Kanun’un –Türkiye’nin tarihsel-sosyal-kültürel dokusuna ne kadar uygun olduğu bir yana- tercüme sırasında arazinin parçalanmasını önlemeye dönük maddelerinin atlanması, mirasın varisler arasında eşitlik üzere paylaşılmasının öngörülmesi ülke tarımına çok pahalıya malolan, isabetsiz bir yaklaşım olmuştur. Bunun sonucunda tarım arazileri bölüne bölüne verimli tarım yapılamaz küçük parçalar haline gelmiştir. Eldeki verilere göre tarımda ortalama işletme büyüklüğü Türkiye’de 6 hektardır. Aynı rakam AB27 ortalaması için 12,6, İngiltere’de 54, Fransa’da 52, Almanya’da 46, İspanya’da 24, ABD’de 181 hektardır. Buna Türkiye’deki işletmelerin sahip olduğu arazinin çok parçalı yapısı da eklendiğinde nasıl bir facia ile karşı karşıya olduğumuz ortaya çıkmaktadır. Sadece parçalanmadan kaynaklanan kayıp arazi miktarı 2 milyon hektardır. Sınır kaybı, ulaşım zorluğu, mekanizasyon maliyeti ve verim kayıpları dikkate alındığında, çok parçalı araziler ve arazi parçalanması nedeniyle Türkiye’nin 1 yılda uğradığı zarar yaklaşık 8 milyar TL’dir. Kısaca söylemek gerekirse, bugünkü işletme ölçeği, çok parçalı arazi yapısı ve arazilerin hala daha da ufalmasına yol açan mevcut miras hukukuyla yola devam edilemez; bu yapıyla kendi ayakları üzerinde duran, rekabet gücü olan, devlet desteğine daha az muhtaç olacak, kaynakları etkin kullanan, verimliliği yüksek bir tarım sektörü oluşturulamaz. Bu yaraya muhakkak bir neşter vurulması şarttır, elzemdir.

Bu satırların yazarının önerisi, miras hukukunun derhal değiştirilerek, -İngiltere, Fransa, Danimarka, Almanya gibi ülkelerdeki uygulamalar ışığında- tarım arazilerinin bölünmeden, varisler içinde çiftçilik mesleğini devam ettiren, en ehil olanına devrini öngören bir sistemin getirilmesidir. Arazinin bölünmeden devri asla mirasçıların tercihine bırakılmamalı; 6 ay içinde mirasçıların kendi aralarında anlaşamaması halinde, sorunun ikinci 6 ay içinde mahkeme yoluyla çözülmesidir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı uzmanları tarafından hazırlanan taslak bu yönde tedbirler içeren gayet isabetli bir çalışmadır. Bu çalışmaya kamuoyu desteği sağlanmalı, bunun için meselenin neden hayati önemde olduğu sektör paydaşlarına iyi izah edilmelidir. Aynı toplantıda Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Sayın Şemsi Bayraktar’ın tasarıya açık ve net bir şekilde destek vermesi son derece önemlidir. Temennimiz, siyasi kaygılarla bu çabaların akim kalmaması, Türkiye’nin geleceği açısından çok hayati bir soruna, onlarca yıllık gecikme ve ihmalden sonra nihayet kalıcı bir çözüm getirilmesidir. Bu uğurda çaba harcayan herkesi tebrik ediyor, sürecin başarıyla tamamına ermesini diliyorum.