YÖK Yasası Değişirken Nasıl Bir Yükseköğretim Sistemi? '22.01.2013

Yeni bir YÖK Yasası için uzunca bir zamandır yoğun hazırlıklar yapıldı. Bu amaçla YÖK'te, Üniversitelerarası Kurul'da, üniversitelerde ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında toplantılar,  çalıştaylar yapıldı. YÖK'ün web sayfası üzerinden bu konuda görüş bildirmek isteyen herkesin görüş ve önerileri alındı. Hazırlanan taslak Milli Eğitim Bakanlığı’na sunulmuş durumda. Bundan sonra Bakanlar Kurulu’na, daha sonra TBMM’ye sunulması bekleniyor. Sürecin sağ-salim tamamlanması ve ülkemizin daha iyi bir yüksek öğretim sistemine kavuşturulması son derece önemli.

Türkiye'nin yeni bir yükseköğretim sistemine geçmesini, bu bağlamda yeni bir yasa yapılmasını zorunlu kılan iki önemli neden var. Birincisi, 12 Eylül darbesinin ardından, olağanüstü koşullarda yapılmış, üniversiteleri birçok bakımdan baskı ve kontrol altında tutmaya ve ideolojik açıdan tektip insan yetiştirmeye yönelik olarak tasarlanmış mevcut yapıyı değiştirme ihtiyacı. İkincisi ise, üniversitelerimizin, Türkiye'nin 2023 vizyonu çerçevesinde ülkemizin dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olma hedefine ulaşmasında kendilerinden beklenen katkıyı verebilmesi için mevcut sistemin ciddi biçimde iyileştirilmesi ihtiyacı. Bu vizyonla uyumlu, üretken, yaratıcı, yenilikçi üniversiteler kurabilmek için yeni sistemin dayanması gereken temel ilkeler şunlar olmalıdır:

Nasıl bir yükseköğretim sistemi?

Özgürlükçü (düşünce, ifade ve araştırma özgürlüğünün önünde hiçbir engelin olmadığı),
Adem-i merkeziyetçi (yetkileri önemli ölçüde üniversitelere devreden, YÖK ya da merkezi otoriteyi bir koordinasyon ve kalite kontrol kurumu haline getiren),
Rekabetçi, dışa açık (özel ve yabancı üniversitelere izin veren, isteyen yerli ve yabancı herkesin sektöre yatırım yapabildiği),
Verimlilik ve performans odaklı (çok çalışanı ve verimliliği ödüllendiren, elinden daha fazla iş gelene daha yüksek maaş veren),
Kalitesizliği cezalandıran (kalitesizleri ayıklayan, çalışmayanın, başarısızların, şartları yerine getirmeyenlerin sözleşmesine son verebilen),
Sağlam finans sistemine dayalı (aldığı hizmetin bedelini kısmen hizmet alanların ödediği, devletin de “yükseköğretim kuponu”yla üniversiteye kamu kaynağını öğrenciler üzerinden aktardığı),
Sanayi ile işbirliği yapmayı ve şehirle bütünleşmeyi teşvik eden (Teknolojik araştırma ve uygulama merkezleri, tarih-kültür-sanatla ilgili araştırma merkezi ve etkinliklerin desteklendiği),
Yönetimde yetki-sorumluluk dengesi gözeten (Rektörün ekibiyle gelip, ekibiyle gittiği),
Rektör ve üst düzey yöneticilerin “seçim” ile değil, objektif-ölçülebilir kriterlere göre, “atama” ile belirlendiği,
Öğretim üyeliği mesleğini zeki ve yetenekli gençler için cazip hale getiren bir sistem.

Yukarıda 10 madde halinde özetlenen ilkeler üzerine bina edilecek bir sistem üniversitelerimizin kalitesini yükseltecek, bilgi ve teknoloji üretim kapasitelerini artıracak, ülkemizin itibarlı ve istikrarlı bir bölgesel güç ve dünya devleti haline gelme sürecine de ciddi katkı yapacaktır

KAYNAK