Söyleyecek Sözümüz Var Bizim, İçimiz Dolu

Besmele, hamdele ve salveleden sonra…

Söyleyecek sözümüz var bizim, içimiz dolu.

İmparatorluk bakiyesi bir toplumun ezilmiş çocuklarıyız biz, başımız eğik.

Tam yüz yıl önce İstanbul’da düşmüştük biz, ayağa kalkmaya yeminli.

Hafızasını kaybetmiş bir toplumun çocuklarıyız biz, özgüvenimiz yitik.

Travmalar yaşadık biz, benliğimizi paramparça eden.

Savrulmalar yaşadık biz, birbirimizi düşman belleyen.

Öz yurdunda garip olduk biz, öz vatanında parya haline getirilen.

Devletimizin çok tokatını yedik biz, ötekileştirildik, horlandık.

Çift kişilikli olmaya zorlandık biz, olduğumuz gibi görünmeye müsaade etmeyen.

Yaşama sevincimizi kaybetmiştik biz, verimli çalışamayan, üretemeyen.

Sosyolojik dokumuzla uyumsuz reçeteleri kabule zorlandık biz, hazmedilemeyen.

İdrakimize prangalar vuruldu bizim, düşünme yeteneğimizi tarumar eden.

Deli gömlekleri giydirildi bize, bünyemize dar gelen.

İthal teorileri ezbere zorlandık biz, fetvayı hep Batıdan bekleyen.

Hazır çözümler peşinde koştuk biz, dışarıdan gelen, yerli nedir bilmeyen.

İçimiz dolu bizim, söyleyecek sözümüz var.

Düştüğümüz yerden kalkmaya ihtiyacımız var bizim, kendimizi bulmaya.

Kütüphanelerimizin kilidini kırmaya ihtiyacımız var bizim, ufkumuzu genişletmeye.

Yerli olmaya ihtiyacımız var bizim, evrenseli ihmal etmeden.

Evrensel düşünmeye ihtiyacımız var bizim, yereli gözeten.

Dedelerimizle barışmaya ihtiyacımız var bizim, dinlemeye, ne varsa onlardan gelen.

Tarihimizle köprüler kurmaya ihtiyacımız var bizim, özgüven kazanmak için.

Hazinelerimizi keşfetmeye ihtiyacımız var bizim, geleceği inşa etmek için.

Ötekileştirdiklerimizi kucaklamaya ihtiyacımız var bizim, huzur ve istikrar için.

Çok şükür fark ettik, bir şeylerin yanlış gittiğini, başladık düşünmeye.

Düşündük derin derin, keşfe çıktık dünyayı ve ülkemizi derinden.

Başladık sarmaya yaralarımızı, yola çıktık yeniden.

Karar verdik kurtulmaya safralarımızdan, asırlık kamburlarımızdan.

Adım attık ileri, yelken açtık ufuklara doğru, kabuğumuzu kırmak için.

Su yatağını buluyor gibi, hepimizi ümitlendiren.

Anadolu’nun ezilmiş, bağrı yanık çocukları merkeze yürüyor.

Yola çıktık, muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlamak için.

Kırmadan dökmeden, ötekileştirmeden.

Kucaklayarak, bağrımıza basarak herkesi.

Milletin hissiyatına tercüman olarak.

Bazen söyletmediler, söyleyemedik bazen, içimize attık.

Kelimeler boğazımıza düğümlendi, yutkunduk.
Söyleyecek çok şeyimiz var bizim, içimiz dolu…