Paris’teki Terörist Saldırı: İslamofobiye Dayanak Yaratma Çabası Olmasın?

Paris'te –geçmişte Hz. Peygambere hakaret içerikli karikatürler yayımlayıp öfkeleri üzerine çekmiş- bir dergiye dün yapılan terörist saldırıyı şiddetle kınıyorum. Gerek zamanlama, gerekse seçilen hedef açısından son derece manidar, “Acaba bu eylemden kimin çıkarı var?” diye düşünmemizi gerektiren bir elîm hadise. Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Gözen’in TRT Haber'de bu konuda kendisiyle yapılan röportajda da isabetle vurguladığı gibi, mesele karmaşık ve çok boyutlu bir mesele. Meseleyi başlıca 4 boyutuyla analiz etmek mümkün: 1) Fransa'nın IŞİD karşıtı tavrına tepki, 2) Avrupa'nın IŞİD sorunu, 3) Avrupa’nın Müslüman azınlıklar sorunu, ve nihayet, en önemlisi de 4) İslamofobiyi meşrulaştırma ve Avrupa'daki Müslümanları taciz etmeye dayanak yaratma çabası.
 

1) Fransa'nın IŞİD karşıtı tavrına tepki


Fransa IŞİD karşıtı koalisyona Avrupa’da en aktif destek veren ülkelerden biri. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande son beyanatlarından birinde 2 yıl önce kendi halkına karşı kimyasal silah kullandığı zaman Suriye diktatörü Esed’e gereken cevabın verilmemiş olmasından pişmanlık duyduklarını ve IŞİD’le mücadeleye aktif destek vereceklerini söyledi. Nihayet Fransa geçtiğimiz günlerde Charles de Gaulle savaş gemisini bölgeye göndereceğini açıklamıştı. Bu, Fransa’nın IŞİD’e karşı mücadeleyi ciddiye alacağının işareti. Muhtemelen Paris’teki dergiye yapılan terörist saldırının bir nedeni, Fransa’ya mesaj vermek.


2) Avrupa'nın IŞİD sorunu


IŞİD sanıldığının aksine sadece bir Irak-Suriye sorunu veya bir Ortadoğu sorunu değildir; aynı zamanda bir Avrupa sorunudur, hattâ küresel bir sorundur. IŞİD’e katılan militanlar sadece Irak ve Suriye’den değil, pek çok başka ülkeden de katılmaktadırlar. Bu ülkeler arasında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Müslüman ülkeler olduğu gibi, Fransa’nın da aralarında bulunduğu Avrupa ülkeleri de bulunmaktadır. Bir başka deyişle IŞİD yalnızca bir Ortadoğu sorunu değil, militan devşirme kaynaklarıyla, illegal insan trafiğiyle, bölgesel ve küresel barışı tehdit etmesiyle, bir Avrupa sorunudur. Kimse kendisini IŞİD belasının sonuçlarından müstağni sayamaz.


3) Avrupa’nın Müslüman azınlıklar sorunu


Avrupa maalesef bugün ciddi bir Müslüman azınlıklar sorunuyla yüzyüzedir. Çoğu kez demokratik değerlerin, çoğulculuğun, çok-kültürlülüğün mekânı olarak selâmladığımız Avrupa, maalesef hak ettiğinden daha fazla övgüye konu olmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden imarında ciddi bir rol oynamış, davet üzerine 1960’lardan itibaren Avrupa’ya gidip yerleşmiş göçmenleri Avrupa maalesef sağlıklı şekilde bünyesine katamamış, entegre edememiştir. Onlara kültürel, dini, sosyal ihtiyaçları da olan birer insan olarak değil, “ucuz işgücü” olarak bakmıştır. Göçmenlerin çocukları Avrupa’da kendilerini yabancı, dışlanmış ve ötekileştirilmiş hissetmektedirler. Ne zaman Avrupa’da ekonomik kriz çıksa ve işsizlik artsa, başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinin çoğunda fatura kolayca yabancılara kesilmekte, yabancıların evleri kundaklanmakta veya sokak yürüyüşlerinde azınlıklar ve göçmenler açıkça tehdit edilmektedir. Bu çerçevede Avrupa ülkelerinden IŞİD’e katılımlarda muhtemelen, gençlerin Avrupa’da kendilerini dışlanmış ve aşağılanmış hissetmelerinin büyük payı vardır.


4) İslamofobiyi meşrulaştırma çabası


Paris’teki, bütün dünyayı dehşete düşüren menfur saldırının bence en önemli nedenlerinden biri de, son zamanlarda giderek daha görünür hale gelen İslamofobiyi meşrulaştırma ve Avrupa'daki Müslümanları taciz etmeye dayanak yaratma çabasıdır. İslamofobi insanlardan sırf Müslüman oldukları için nefret etme, İslam’ı ve Müslümanları şeytanlaştırarak bir nefret objesi haline getirme tavır, tutum ve yaklaşımıdır. Kimi karanlık odaklarca bu yaklaşımın benimsenmesi ve hortlatılmasının pek çok sebebi sıralanabilir: 1. İslâm hakkındaki cehalet ve önyargılar, 2. Irkçı-ideolojik nefret ve yabancı düşmanlığının İslâm'ı ve Müslüman kimliği kendine hedef seçmesi, 3. Hayatın ancak düşman yaratarak ve birileriyle çatışarak anlamlı yaşanabileceğine, zenginlik ve refahın sıfır-toplamlı bir oyun olduğuna ve dolayısıyla kendi zenginleşmemizin ancak birilerini fakirleştirme pahasına olabileceğine inanan çatışmacı-içe kapanmacı zihniyet, ve nihayet, 4. Filistin’den Keşmir’e, Arakan’dan Doğu Timor’a, Irak-Suriye’den Orta Afrika’ya dünyada pek çok yerde Müslümanlar üzerinde yürütülen baskı, sindirme ve zulümleri dikkatlerden uzaklaştırma veya bu zulümleri meşrulaştırma çabası. Böylece denecektir ki, “Görüyorsunuz ya, bu Müslümanlar çok tehlikeli, bunlar birer terörist, o halde biz bunlara karşı kendimizi savunuyoruz..”


Bereket versin, artık bilgiye erişim eskisinden çok daha hızlı, çok daha kolay, çok daha ucuz. Dolayısıyla İslâm'ın ne olup ne olmadığını isteyen her insan kolayca araştırıp öğrenebilir. Yine bereket versin, dışlayıcı-ötekileştirici-yabancı düşmanı ideolojilerin karşısında kucaklayıcı-tolere edici-bütünleşmeci ideolojiler ve dünya görüşleri var. “Yaratılanı sevelim Yaradan’dan ötürü” diyen, yüreği insan sevgisiyle dolu sesler var. Almanya’da son PEGİDA karşıtı gösterilerde olduğu gibi, ırkçı şovenistlere karşı yabancı uyruklu komşularıyla dayanışma içinde olan insanlar ve kuruluşlar var. Yeryüzüne Allah’ın serpiştirdiği nimetler hepimize yeter, zenginlik sıfır-toplamlı bir oyun değildir, savaşmak ve zorla elkoymak yerine kıt kaynakları paylaşmanın üretim-yatırım-serbest ticaret gibi barışçı yolları vardır diyen zihniyet ve dünya görüşleri var..


Sonuç olarak, Paris’teki menfur saldırıyı ve katliamı şiddetle kınamalı, tel’in etmeliyiz. Terör ve şiddet nereden ve kimden gelirse gelsin karşı çıkmalıyız. Faciada yakınlarını kaybeden yüreği yanan insanların acılarını paylaşmalıyız. Ve nihayet, akıllı, sağduyulu hareket etmeli, İslamofobi ile mücadelede zekice yöntemler kullanmalıyız. (Bendenize Kanada'dan bir davet geldi: İslamofobi konusunda birkaç konferans isterler, Allah izin verirse, üzerimize düşen vazifeyi yapacağız.) Hepimiz sorumlu davranır da üzerine düşeni yaparsa gelecekten ve ötedeki akıbetimizden daha ümitvar olabiliriz.

Kaynak : Yerli Fikirler