Jandarmanın Sivilleşmesi

Bugünlerde İç Güvenlik Yasa Tasarısı bağlamında önemli bir konu gündemimize geldi: Jandarmanın İçişleri Bakanlığı’na bağlanması. Kanaatimce bu, askeri vesayetten kurtulma sürecinde önemli bir adım, Hükümetimizi ve emeği geçenleri kutluyorum.

Türkiye askeri vesayetten çok çekmiş bir ülke. 1960’la başlayıp son perdesi 2007’ye kadar uzanan bir dizi modern ve postmodern darbeler, muhtıralar ve darbe girişimleri yaşadık. Her biri demokrasiyi kesintiye uğratan, binlerce masum insanın işkencelere ve hukuksuz yargılamalara maruz kaldığı, ocaklar söndüren, yaşama sevincimizi azaltan, verimliliğimizi düşüren, ekonomimizin çökmesine sebep olan, servetin perde arkasından hukuksuz yollarla yeniden dağıtıldığı süreçlerdi bunlar. Darbelerin kucağında bir o yana, bir bu yana savrulan, travmalar yaşayan, idrakine ve sosyal bünyesine deli gömleği giydirilmeye çalışılan toplum ne yazık ki bir türlü iç istikrarı yakalayamadı, huzura kavuşamadı. Devlet eliyle kendi insan kaynaklarımızı hoyratça harcadık, insanları çift kişilikli olmaya zorladık, başörtülü kadınlarımızı üniversite eğitimi alma ve kamuda istihdam edilme imkânlarından mahrum bıraktık. Resmi ideolojinin kalıplarına uymayan, bünyesine yabancı deli gömleğini giymemekte direnen memleket evlatlarını hain ilan ettik, hapislerde, işkencelerde çürüttük, görevlerinde yükselmelerini engelledik, özlük haklarından mahrum bıraktık. Sonuç, “dış güçlerin şamar oğlanı, kendi kendisiyle ve komşularıyla kavgalı, kişi başına geliri düşük, dünyaya satacak kalitede mal ve hizmet üretemeyen, marjinal bir üçüncü dünya ülkesi” olarak tasvir edilebilecek bir Türkiye oldu.

Bu kısır döngüden kurtulmak, askeri vesayeti sona erdirmek, milli iradeyi hakim kılmak, seçilmişleri atanmışlarda üstün kılmak, iç ve dış politikamızı halkın yetki verdiği seçilmiş siyasetçilerin belirlediği bir ülke olmak gerekiyordu. Büyüme hızımızın artması, iç barış ve istikrarı yakalamamız, kalkınmamız ve zenginleşme sürecine girmemiz için bu şarttı. Önce 1980’li yıllarda rahmetli Özal’ın gayretleri, doğru yönde atılan adımlar, sonra da 2000’li yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın liderliğinde sergilenen kararlı tutum ve yapılan reformlar sayesinde askeri vesayet rejiminin geriletilmesi konusunda ciddi mesafeler alındı. Jandarmanın sivilleştirilmesi de bu süreçte önemli bir yeni adımı oluşturuyor. Yeterli mi? Hayır. Pekâlâ, askeri vesayeti kalıcı olarak sona erdirmek için daha neler yapılması gerekiyor?

Gerçek anlamda çoğulcu, sivil bir demokratik rejime kavuşmak için yapılması gereken birkaç reform daha var:
1) Demokratik, sivil, özgürlükçü bir Anayasa, 
2) MGK’nın anayasal bir kuruluş olmaktan çıkarılması, 
3) Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması, 
4) Askeri okulların müfredatının baştan sona gözden geçirilmesi, 
5) Askeri yargının lağvedilmesi ve 
6) OYAK’ın özelleştirilmesi. 

Bu adımlar atıldığı takdirde gerçek bir sivil demokrasiden söz edebiliriz, aksi takdirde en küçük bir zaafiyet esnasında başını yeniden doğrultacak bir askeri vesayet tehlikesi altında yaşamaya devam ederiz.

Son bir not: bu satırlardan bir “asker ve ordu düşmanlığı” çıkarmaya kalkışacaklar, boşuna uğraşmasınlar. Asker-sivil ilişkilerinin normalleştirilmesi ve seçilmişlerin üstünlüğünü savunmak asla asker düşmanlığı değildir; gerçek anlamda demokratik-sivil bir rejim kurmanın gereğidir. Vatan sevgisinin yakıp yıkmakla, istikrarsızlıkla, darbe ve işkenceyle değil, barış ve huzurla, istikrara ve milli gelir artışına katkıyla ölçüldüğü bir Türkiye askerin de, sivilin de hepimizin çok daha rahat edeceği, kendini mutlu hissedeceği, dosta güven, düşmana korku telkin edecek, özgüven sahibi müreffeh bir Türkiye olacaktır.

----------------------------------------------------------

DEMILITARIZATION OF THE GENDARMERIE: 
AN IMPORTANT STEP IN THE PROCESS OF GETTING RID OF THE TUTELAGE
 

Today an important issue is discussed in the Parliament’s agenda in the context of the Internal Security Bill: Connecting the Gendarmerie to the Ministry of Interior. I think that this is an important step in the process of getting rid of the military tutelage. I congratulate our government and those who contributed.

Turkey is a country where has been very exposed to the military tutelage. We lived a serial of modern and postmodern coups, memorandums, and coup attempts beginning from 1960 to 2007 as the last act. These were the processes that each democracy was interrupted, thousands of innocent people were exposed to tortures and unlawful proceedings, destroyed families, reduced our joy of life, decreased our productivity, led our economy to be collapsed, and the wealth was redistributed by unlawful ways behind the scenes. The society, which was tossed and turned in the lap of coups, lived traumas, tried to dress a straitjacket on its perception and social structure, could not catch its internal stability in any way and not rest in peace. We vulgarly spent our human resources by the state itself. We forced people to have dual personality. We deprived our scarfed women of the opportunities to get university education and employment in the public administration. We announced the country’s children as the traitor who do not conform to the molds of official ideology and resist not wearing a straitjacket being foreigner to their body. We perished them in prisons and tortures; we prevented them from getting high in their posts; and we deprived them from her personal rights. The results has been ‘Turkey’ as a marginal third world country that can be described as “the scapegoat of foreign powers, at odds own with itself and its neighbors, its per capita income is low that is not able to produce goods and service in a quality to sell in the world.” 

It was supposed to be a country that gets out of this vicious circle, ends the military tutelage, dominates the national will, and makes those elected superior to those assigned, and our domestic and foreign policy are determined by the elected politicians authorized by the public. This was necessary for us to increase the growth rate, catch internal peace and stability, develop, and enter in the process of enrichment. Significant progresses were made in the regression of military tutelage regime firstly by the deceased Ozal’s efforts in 1980’s and then by the other steps taken in the true direction, especially thanks to the decisive attitudes showed and the reforms made under the leadership of our President Erdogan in 2000’s. The demilitarization of the Gendarmerie also represents a significant new step in this process. Is it enough? No. Okay, much more needs permanently to end the military tutelage?

There are several reforms needed to do towards attaining a real pluralistic, civil, and democratic regime: 
1) A democratic, civil, and liberal Constitution, 
2) The removing of the NSC out of a constitutional institution, 
3) The connection of the General Staff to the Ministry of Defense, 
4) The review of the curricula of military schools from beginning to end, 
5) The abrogation of the military judiciary, 
6) The privatization of OYAK. 

We can speak of a real civil democracy if these steps are taken; otherwise, we continue living under the threat of a military tutelage that will strike his head in case of a slightest weakness. 

A final note: they will attempt to give the meaning of “hostility of soldier and military” to these lines; they do beat the air! The normalization of soldier-civil relations and the defense of the superiority of the selected ones can never be an enmity of soldier; it is only the need of establishing a real democratic-civil regime. A Turkey, which the patriotism is not measured with destroying, instability, coup, or torture but with the contribution to peace, comfort, stability, and the increment in GDP, will be a self-aware and prosperous Turkey that soldier or civil, all of us will feel himself much more comfortable and happy and instill trust to the friend and fear to the enemy.