Çözüm Süreci, Paralel Yapı ve Üniversitelerimiz

Dünya imtihan dünyası, Ahireti kazanmanın yolu "iman edip salih amel işlemek," akıbetimiz dünyada yapıp ettiklerimize bağlı. Her birimiz çeşitli zorluklarla, bela ve musibetlerle imtihan ediliyoruz. Kur'an-ı Kerim "Sizden öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden kolayca Cennet'e girivereceğinizi mi zannettiniz" diye uyarıyor, müthiş bir uyarı!
 

Allah nasip etti, devlet büyüklerimiz görev verdi, 4 yıl önce Aksaray Üniversitesi Rektörlüğü'ne atandık. Bugünlerde görev süremiz bitiyor; Allah kısmet eder, devlet büyüklerimiz takdir ederse, bir dönem daha bu onurlu göreve devam etme arzumuz var. Makam-mevki peşinde değiliz; sadece üniversitemizdeki huzur ortamının, yapılmakta olan hizmetlerin aksamadan devamını arzu ediyoruz; kimsenin ötekileştirilmeden, dışlanmadan rahat ve huzur içinde çalışmasını, memleketimizin geleceği olan gençlerimizin nitelikli, donanımlı, sağlam karakterli insanlar olarak yetiştirilmesine gayret ediyoruz.  Her seçim öncesinde her yerde olduğu gibi, bizimle ilgili olarak da bugünlerde çeşitli sorular soruluyor, dedikodular, tezviratlar yapılıyor, algı operasyonları yapılmaya çalışılıyor. Ama ne yapalım, bunlar bir noktaya kadar seçim atmosferinin cilvesi; dedik ya, dünya imtihan dünyası. Bu vesileyle, bizimle ilgili olarak kafalarda dolaşan sorulara bir kez daha açık ve net cevaplar verelim, zihinlerin netleşmesine yardımcı olalım.


1. Çözüm Süreci konusunda:


Çözüm Süreci'ni en başından beri hararetle destekliyoruz. Ülkemizin sırtındaki asırlık kamburlardan kurtarılması gerektiğine inanıyoruz. Kürt sorununun barışçı yollardan çözülmesinin bu süreçte son derece kritik bir önemi olduğunu düşünüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın şimdiye kadar -kısmen rahmetli Özal hariç- kimsenin yapamadığını yapıp, Çözüm Sürecini başlatmasını hep takdir ettik, ediyoruz. Bu bağlamda Aksaray Üniversitesi Senato Kararıyla Çözüm Süreci'ni desteklediğini deklare eden tek üniversitedir, bunun bilinmesinde yarar var. İnanıyoruz ki, bu sorunu çözen bir Türkiye hem iç barış ve huzurunu sağlayacak, hem bir bölgesel aktör ve dünya devleti olarak yükselişini sürdürecektir.


2. Paralel Yapı konusunda


Hayatımızın hiçbir döneminde malûm cemaatle bir içli-dışlı ilişkimiz olmadı. 17 Aralık kırılmasından önce Hükümetimizin cemaatle ilişkilerinin iyi olduğu, kimsenin böyle bir ihanet beklemediği dönemde herkes kadar biz de yapılan hayır faaliyetlerine sempati ile baktık. Ancak 7 Şubat, 17 ve 25 Aralık gibi krizler çok ciddi bir kırılma yaratmış, malum cemaatin iyi niyetli olmadığı, birtakım karanlık hesaplar peşinde olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede, birçok defa yazılı ve sözlü ortamlarda ifade ettiğimiz gibi, emniyet ve yargı bürokrasisi üzerinden devleti kontrol etmeye kalkışmak illegaldir, gayrimeşrudur, kabul edilemez. Usulsüz telefon dinlemeleri, devletin gizli toplantılarını dinleyip ifşa etmeler, MİT tırlarını aramalar, montaj kasetlerle yapılan şantajlar, vb. bir sürü fecaat kabul edilemez. Bu anlamda 17-25 Aralık’ta olanlar açıkça bir darbe girişimidir. Belki daha kötüsü, paralel yapının yaptığı şey, esasen Türkiye'nin yükselişinden rahatsızlık duyan, Türkiye'ye diz çöktürmek isteyen karanlık odakların taşeronluğunu yapmaktır. Bir kez daha söyleyelim: Devlet içinde devlet kabul edilemez, bir memur emri "abisinden" değil, amirinden alabilir, aksi kabul edilemez. Dolayısıyla devlet içinde devlet görüntüsü veren illegal yapıların devletin selameti, toplumsal huzur ve refahın temini açısından mutlaka tasfiyesi yapılmalıdır.  


3. Yeni Türkiye konusunda


Yeni Türkiye'nin özellikle 4 konuda Eski Türkiye'den ayrışmaya başladığını görüyoruz: Siyaset, ekonomi, laiklik anlayışı ve dış politika. Siyasette askeri vesayetten demokrasiye; ekonomide devlet eliyle rant dağıtan kumandacı-devletçi sistemden rekabete dayalı piyasa sistemine; laiklik anlayışında, Fransız Jakobenlerinden mülhem, bütün tezahürleriyle birlikte dini kamusal hayattan kovmaya odaklı laikçilikten, dini inançlara ve çeşitliliğe saygılı, devleti farklı toplum kesimleri karşısında tarafsız bir hizmet aygıtı olarak gören bir laiklik anlayışına; ve nihayet, içine kapanmış, komşularıyla ve dış dünya ile ilgilenmeyen, uluslararası büyük oyun kurucuların bir dediğini iki etmeyen pasif bir dış politikadan, bölgesel ve küresel sorunlarda taraf, komşularıyla barışık, hak ve hukuktan, barış ve istikrardan yana aktif bir dış politikaya geçmeye çalışan bir Türkiye var. Bu doğrultuda yoluna devam edecek bir Yeni Türkiye, her bakımdan daha tercihe değer bir Türkiye olacaktır.


4. Yeni Sistem konusunda


Türkiye askeri vesayetle mücadele sürecinde, "367 hokkabazlığı"na tepki olarak Cumhurbaşkanını halkoyuyla seçmeye karar verdiği gün, esasen klasik parlamenter sistemi terk etmiş bir ülkedir. Şu anda adı konmamış bir yarı başkanlık sistemiyle idare ediliyoruz. Hem parlamento, hem de halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanımız var. Çeşitli vesilelerle anlaşılmaya başlanmıştır ki, bu sistem çift başlılık yaratmakta, özellikle Başbakan ile Cumhurbaşkanının aynı siyasi gelenekten gelmediği bir ortamda ciddi tıkanmalara ve krizlere yol açabilecek bir sistemdir. Dolayısıyla Türkiye vakit kaybetmeksizin yeni bir sistemi benimsemek zorundadır. Bugünkü koşullar çerçevesinde önümüzdeki en iyi seçenek, yasama ve yürütmenin net bir şekilde birbirinden ayrıldığı, seçilmiş Başkanın altında çalışacak, seçim kaygısı olmayan bir kabine, denge ve fren mekanizması iyi ayarlanmış, yerel yönetimleri güçlendiren bir Başkanlık sistemidir. Daha ayrıntılı bir analizi başka bir yazıya saklayalım.


5. Üniversitelerin geleceği konusunda


Üniversiteler eğitim, araştırma ve topluma hizmet konusunda öncülük edecek, uluslararası rekabette ülkenin ihtiyaç duyduğu iyi yetişmiş insan gücünü ve teknolojiyi üretecek anahtar kurumlardır. Bu kurumların bu anlamda üretken, verimli çalışan, sanayi ile işbirliği yapan, şehirle bütünleşen kurumlar olmaları gerekir. Mevcut yükseköğretim sistemi 12 Eylül 1980 darbesinden sonra kurulmuş bir sistem olup, bugünkü bünyemize dar gelmekte, çeşitli açılardan aksamaktadır. Sistemin ciddi biçimde gözden geçirilmesi, daha ademi merkeziyetçi, daha özgürlükçü, daha dışa açık, çalışkanları ödüllendirip tembelleri cezalandıracak, ülkenin ihtiyaç duyduğu bilgi ve teknolojiyi üretecek, yenilikçi, inovatif, ülkenin vizyonunu geliştirecek bir yükseköğretim sisteminin kurulmasında yarar vardır.