Enflasyon, Rusya, ambargo…

Haftanın en önemli ekonomik gündem maddeleri arasında enflasyondaki artış ve Rusya’nın Türkiye'ye karşı uygulamaya hazırlandığı ekonomik ambargo vardı.

TÜİK tarafından enflasyon verileri açıklandı. Buna göre TÜFE bazında enflasyon Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 0.67 arttı, yıllık enflasyon yüzde 8.1’e yükseldi. Ana harcama grupları itibariyle enflasyonun bileşenlerine bakıldığında en yüksek artışın –kış mevsimi hazırlıklarının da etkisiyle- %5.7 ile giyim ve ayakkabıda olduğu, bunu %1 ile gıda ve alkolsüz içeceklerin izlediği anlaşılıyor. Kasım 2014’te gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde artışın %0.24 olduğu dikkate alındığında, Kasım 2015’te bu kalemde artışın geçen yılın yaklaşık dört katı olduğu görülüyor. Daha ayrıntıya inildiğinde Kasım ayında fiyatı en fazla artan gıda ürünü %41’le domates; bunu %27 ile salatalık, %25’le dolmalık biber ve %24’le patlıcan izliyor. Fiyatı en fazla yükselen giyim eşyası %27 ile kadın kabanı; bunu %23’le kadın çizmesi ve erkek kabanı takip ediyor.

Rusya’nın yılbaşından itibaren Türkiye'den gelecek tarım ürünlerine karşı uygulayacağını ilan ettiği ithalat yasağının etkisiyle yaş sebze ve meyve fiyatları şimdiden gerilemeye başlamış durumda. Bunun etkisiyle Aralık ayında gıda fiyatlarında bir miktar gerileme, dolayısıyla gıda enflasyonunda düşüş olması kuvvetle muhtemel. Ancak öteki kalemlerde de benzer bir gerileme olmadığı takdirde 2015 yıllık enflasyonu %8-8.5 aralığında gerçekleşecek ki, bu yüksek bir rakam.

Enflasyonla mücadeleyi ihmal etmemeli

Türkiye ne yazık ki enflasyonu tek haneli rakamlara indirirken gösterdiği başarıyı, orta vadeli program enflasyon hedefi olan %5’e düşürmekte zorlanıyor. Oysa enflasyonun %5 civarında istikrarlı hale getirilmesi öteki makro göstergeler üzerindeki potansiyel etkisi bakımından önem taşıyor.

Ham petrolün varili bugün 43 dolar; 1 yıl öncesine göre petrol fiyatları yaklaşık yarıya düşmüş durumda. Doğalgaz, elektrik ve emtia fiyatlarında da kayda değer artışlar olmadığına göre, enflasyonun maliyet baskısından kaynaklanmadığı açık. Dış ülkelerde enflasyon Türkiye'dekinin dörtte biri, hattâ daha az; bu anlamda ithal enflasyondan da söz edemeyiz.  O halde geriye 2 neden kalıyor: talep cephesinde yüksek talep, arz cephesinde rekabet azlığından kaynaklı yüksek kâr marjı. Talebin bastırılması yönünde birtakım tedbirler alındığı malum; Külliye’yi kızdırma pahasına Merkez Bankasının borçlanma maliyetlerini yüksek tutması, faizleri aşağı çekmemesi bu yüzden. Ayrıca BDDK’nın kredi kartları üzerinden borçlanma imkânlarını sınırlandırmasının nedeni de aşırı borçlanma yoluyla gelecek bir talep patlamasının önüne geçmek. Bunlar yerinde tedbirler. Ancak arz cephesinde rekabeti artırıp tekelleşmeyi önleyici, yüksek kâr marjlarını aşağı çekici önlemlerin alındığından emin değilim. Rekabet Kurulu, Sanayi Bakanlığı ve ilgili diğer birimlere bu anlamda çok iş düşüyor.

İthalat yasakları yanlış

Diğer önemli konu, düşürülen uçağına tepki vermede öçlüyü iyice kaçıran Rusya’nın Türkiye'den tarım ürünleri ithalatını 1 Ocak 2016’dan itibaren yasaklayacağına ilişkin kararı. Rusya’nın uçak düşürülmesi olayında “hem suçlu, hem güçlü” rolü oynadığı çok açık. Türkiye'den sebze-meyve ithalatını yasaklama kararı son derece irrasyonel bir karar. Türkiye’yi yönetenlere dolduruşa gelmemelerini, “kana kan dişe diş” diyerek benzer misillemelere kalkışmamalarını tavsiye ederim. Zira ithalat yasakları en başta ithalatı yasaklayan ülkeye zarar verir. Bu konuya devam edeceğim.