2016’ya merhaba derken…(04.01.2016), Hür Fikirler

ACISIYLA tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık, yeni bir yıla başlıyoruz. Bu vesileyle öncelikle gavur-Müslüman herkese, tüm insanlığa sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yıl diliyorum. 2016 yılının bu ilk yazısında 2015 yılına ilişkin genel bir değerlendirme yapmakta yarar var.

Rivayete göre Çinliler birine beddua etmek istediklerinde “ilginç zamanlarda yaşayasın” derlermiş; bu bedduayı tüm dünya için de etmişler midir bilinmez, ama bir süredir bütün dünya olarak ilginç zamanlarda yaşıyoruz..

Dünya Ekonomisi

Bir yandan 2008-2009 küresel ekonomik krizinin yaralarını sarma, ekonomileri düze çıkarma gayretleri, ama aynı zamanda da birçoğumuza “kapıda 3. Dünya Savaşı mı var?” dedirten bir kaotik ortam var. Ortadoğu kaynıyor, bölgede sınırlar değişiyor, yeni paylaşım savaşları yapılıyor. Suriye krizi 4. yılını geride bıraktı, 6 milyon insan evini, 4,5 milyon insan yurdunu terk etti; 300 bine yakın insan öldü. 2016’da BM’nin öngördüğü barış planının hayata geçmesini, savaşın sona ermesini, temel insan haklarının gözetildiği daha demokratik ve özgür bir yapının inşası adımlarının atılmasını diliyoruz. Dünya ekonomisinde manzara pek parlak değil. Çin ekonomisi yavaşlıyor, AB ekonomisi topallıyor, Yunanistan, İspanya, Portekiz, İrlanda başta olmak üzere birçok AB üyesi ülkenin durumu iyi değil. Uçak krizi nedeniyle son zamanlarda ilişkilerimizin iyice kötüleştiği Rusya’nın durumu berbat, ekonominin yüzde 3 küçüleceği tahmin ediliyor. Başta petrol fiyatları olmak üzere demir, çelik, bakır, krom, nikel gibi temel emtia fiyatları gerilemiş durumda. Ekonomisi emtia ihracatına dayalı gelişmekte olan ülkelerin durumu da buna bağlı olarak kötüye gidiyor. İki hafta önce FED on yıldan beri ilk kez faiz artırımına gitti, buna bağlı olarak uluslararası piyasalarda dolar değer kazanmaya başladı.

Dünya ekonomisi genel olarak durağan bir görünüm arz ediyor.

Petrol fiyatlarının 36 dolar gibi tarihi düşük seviyelerine gerilemesi, bizim gibi petrol ithalatçısı, enerji açığından dolayı cari açığı yüksek, gelişmekte olan ülkeler açısından iyi haber. Ama ABD’nin faiz artırımı, doların değerlenmesi, uluslararası fonların gelişmiş ülkelere doğru yön değiştirmesi, yine bizim gibi iç tasarrufları yetersiz, bu nedenle uluslararası fonlara muhtaç ülkeler açısından kötü haber.

Türkiye Ekonomisinde Durum

2016’ya girerken Türkiye’nin temel makro göstergelerini şöyle bir hatırlayalım: Henüz yıllık rakamlar açıklanmış değil; eldeki son rakamlara göre, enflasyon yıllık bazda yüzde 8,1 (Kasım); işsizlik yüzde 10,3 (Eylül); büyüme yüzde 4 (3. çeyrek). Buna göre memnuniyetsizlik endeksi (enflasyon+işsizlik-büyüme) puanımız 14,4. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin rakamlarına göre yıllık bazda ihracatımız yüzde 9,5 azalarak 143 milyar dolar oldu. Cari açık 38,1 milyar dolar (Ekim). Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye karnesi şöyle: kredi notu BBB-, not görünümü durağan (Fitch), Baa3 (yatırım yapılabilir) ve negatif (Moody’s). Belli başlı yatırım araçlarından Borsa İstanbul (BIST) 2015 yılında yüzde 14,3, altın yüzde 10,5 kaybettirmiş; Dolar yüzde 25,1, Euro yüzde 12,6 kazandırmış. Nominal faiz oranı yüzde 10,86, enflasyonu çıkarırsak, reel faiz yaklaşık yüzde 2,8.

Bu pek de parlak olmayan tablonun ortaya çıkmasında rol oynayan başlıca faktörler 2015 yılında yapılan 2 genel seçim, iki seçim arasında yaşanan belirsizlik ve istikrarsızlık, artan terör olayları, Rusya ile yaşanan kriz, küresel finansal belirsizlikler ve en büyük ticaret ortağımız AB’nin yaşadığı ekonomik durgunluk olarak sıralanabilir. Orta Doğu’da sular durulup, yeniden bir imar ve inşa faaliyeti başlamadan belirsizliğin azalması ve ekonominin canlanmasını beklemek aşırı iyimserlik olur.