Enflasyon düşmek bilmiyor…(07.01.2016), Hür Fikirler

http://www.hurfikirler.com/enflasyon-dusmek-bilmiyor/

2016 yılına ilişkin ekonomik veriler açıklanmaya başladı. İlk açıklanan yıllık veri enflasyona ait. TÜİK’in verdiği bilgilere göre, geride bıraktığımız Aralık ayında tüketici fiyatları, beklentilerin aksine, yüzde 0.21 arttı; böylece TÜFE bazında 2015 yılının tamamında enflasyon yüzde 8.81 olarak gerçekleşti.

Oysa Rusya’nın ilan ettiği ambargonun etkisiyle Aralık ayında gıda fiyatlarının düşmesi, petrol fiyatlarının zaten gerilediği bir ortamda enflasyonun da biraz düşmesi bekleniyordu. (İlginçtir, gelen haberlere göre Aralık ayında Rusya’ya ihracat azalmamış, artmış, demek ki ambargo başlamadan işadamları kendilerince tedbirlerini almışlar.)

Hedef Yine Tutmadı

TÜFE’de yüzde 8.81’lik enflasyon rakamı Merkez Bankasının yüzde 5’lik hedefinden çok ciddi bir sapma anlamına geliyor; az değil, yüzde 76,2’lik bir sapma. Eski Maliye Bakanı, şimdiki ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in de belirttiği gibi, bu tablo arzu edilir bir tablo değil.

Hem hedeften yüksek oranda sapma kötü, hem de petrol fiyatlarının tarihi düşük seviyelerde olduğu, maliyet baskısının olmadığı; Avrupa ve Amerika’da enflasyonun yüzde 1-2 gibi düşük düzeylerde seyrettiği bir ortamda dünyadan 4 kat daha yüksek bir enflasyona sahip olmak kötü.

Uzmanlara göre kurlardaki oynaklığın, yılın 2. yarısında dolar ve Euro’nun değerindeki hareketlenmenin bu artışta payı büyük. Kurlardaki yükselişin işlenmemiş gıda ile otel ve lokanta sektörlerinde fiyatları yukarı çektiği belirtiliyor.

Enerji fiyatlarının gerilediği, ithal enflasyon ve maliyet baskısının olmadığı bir ortamda durum bu olursa, konjonktürün tersine dönüp, meselâ petrol fiyatlarının yükseldiği ve maliyet baskılarının ortaya çıktığı bir ortamda enflasyonu kontrol altında tutmak çok daha zor olacak demektir.

Öteki her şeyin kısa vadede sabit kalacağını varsaysak bile, 2016’da enflasyonu yukarı çekecek iki yeni gelişme var: birincisi, yılbaşıyla birlikte devreye giren, köprü geçişleri, taşıt kullanım, iletişim, tütün mamulleri ve alkollü içecekler başta olmak üzere, pek çok üründe vergi artışlarının fiyatları yukarı çekecek olması.

İkincisi 1 Ocak’tan itibaren yürürlüğe giren yüzde 30’luk asgari ücret artışı. Yaklaşık 5,5 milyon insanı ilgilendiren asgari ücret artışının getireceği 20 milyar liralık ilave yük uzun pazarlıklardan sonra hükümetle özel sektör arasında yaklaşık yüzde 40 – yüzde 60 olarak paylaşıldı.

Asgari ücretin net 1300 liraya çıkmasının enflasyonu 1,5 yüzde puan yukarı çekeceği tahmin ediliyor. Başka bir deyişle, orta vadeli program hedefi olan yüzde 5 enflasyonu tutturmak yine bir başka bahara kalacak.

Fiyat İstikrarı Önemlidir

Bazılarımız pek farkında olmayabilir, ama fiyat istikrarı bir ekonominin sağlıklı işleyebilmesi için en önemli şartlardan biridir. Fiyatların sinyal görevi görebilmesi de, kaynak dağılımında etkinliğin sağlanarak israfın önlenmesi de, faizlerin kalıcı olarak aşağı çekilebilmesi de, yatırımcının önünü görerek daha cesur yatırım kararları verebilmesi de istikrarlı fiyatlar ve düşük enflasyona bağlıdır.

Türkiye artık düşük petrol fiyatlarını da fırsat bilip bu konuda gerekli yapısal reformları yapmalı, piyasaları rekabete açmalı, belirli sektörlerde firmaların oligopol gücünden yararlanarak, maliyetlerden bağımsız, ölçüsüz mark-up fiyatlama yapabilmesinin önüne geçecek piyasa dostu önlemler almalıdır.

Siyasi istikrar ve iç barış sağlanmadan, piyasalar rekabete açılmadan, giriş engelleri minimize edilmeden, devletten alınacak ihalelerin hâlâ en kolay zengin olma yolu olmaktan çıkarılmadan, enflasyonun düşmemesinden Merkez Bankası’nı sorumlu tutmak, siyasi baskıyla faizler düşürülürse enflasyonun da otomatik olarak düşeceğini sanmak büyük bir yanılgıdır.