2023 hedefleri ve ihracat (11.01.2016), Hür Fikirler

2015 yıllık ihracat rakamları Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş tarafından geçtiğimiz hafta, yılın ilk günlerinde açıklandı. TÜİK dış ticaret rakamları henüz açıklanmış değil; açıklanan rakamlar Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) verileri. Buna göre 2015 yılında ihracat, bir önceki yıla kıyasla yüzde 8.6 azalarak 143.7 milyar dolar olarak gerçekleşti. İthalat ise yüzde 14.5 azalarak 207.1 milyar dolar; dolayısıyla yıllık dış ticaret açığı 63.4 milyar dolar oldu.

Atalarımız “gideceği limanı bilmeyen gemiye hiçbir rüzgardan fayda gelmez” demişler. Kulağımıza küpe olması gereken, müthiş bir söz; hedef koymanın önemini veciz bir şekilde dile getiriyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ve ekibinin yaptığı iyi işlerden biri de bu: 2023 (Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılı), 2053 (İstanbul’un fethinin 600. yılı) ve 2071 (Türklerin Anadolu’ya gelişinin 1000. yılı) gibi sembolik önemi olan tarihler bağlamında Türkiye için hedefler koymak. Millet olarak ileriye bakmamızda, insanların motivasyonunun artırılmasında, topyekün kalkınmanın sağlanmasında bu tür hedefler belirlenmesinin önemi büyük.

Sembolik önemi olan bu tarihlerden en yakını olan 2023’e şunun şurasında fazla bir şey kalmadı, sadece 8 yılımız var.

İhracat Tekliyor

2023 hedefleri arasında GSYH’nın 2 trilyon dolar, kişi başına gelirin 25 bin dolar olmasının yanısıra, yıllık ihracatımızın 500 milyar dolara yükseltilmesi de var. Ancak bu hızla gidersek ihracatta 2023 hedefinin tutturulması oldukça zor görünüyor. 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracat, 13 yılda 143,7 milyar dolara ulaştı. Bu dönemde ihracatın gördüğü en yüksek seviye 2014 yılında 157,6 milyar dolar. Şimdi basit bazı hesaplar yapalım ve 2023 hedefini tutturmanın kolay mı, zor mu olduğuna kafa yoralım.

İhracat 13 yılda 3.99, yaklaşık 4 kat artarak 36 milyar dolardan 143.7 milyar dolara çıkmış; bu yıllık ortalama yüzde 11.7’lik bir artış hızına karşılık geliyor. Aynı hızla artmaya devam edecek olursa ihracat 8 yıl sonra, 2023 yılında ancak 348.2 milyar dolara ulaşır. Oysa hedef 500 milyar dolar. O zaman bugünkü 143.7 milyar doların yıllık ortalama yüzde kaç artarsa 8 yıl sonra 500 milyar dolara ulaşacağını hesaplamamız gerekiyor. Çok da karmaşık olmayan bir matematiksel hesap [X0(1+g)n=X1] 8 yıl sonra 500 milyarlık hedefi tutturabilmek için ihracatın bugünden itibaren yıllık ortalama yüzde 16.9 artması gerektiğini gösteriyor. Başka bir deyişle, son 13 yıldaki performansımızı yaklaşık bir buçuk katına çıkarmalıyız ki, ihracatta 2023 hedefini tutturabilelim. Takdir edersiniz ki, bu o kadar kolay bir şey değil. Peki ne yapmalı?

Eğitim Şart!

Geleneksel “yükte ağır, pahada hafif” ürünlerden, “yükte hafif, pahada ağır” ürünlere yönelmemiz gerekiyor. Klasik ifadesiyle, ihracatta katma değeri yüksek, ileri teknoloji ürünlerine yönelmemiz, marka ürünler çıkarmamız lazım. Otomotiv, iletişim, bilişim, yazılım gibi sektörlere yatırım, kendi adımızı taşıyan markalar üretmemiz şart. Bu da kendiliğinden olacak bir şey değil. Ekonominin daha rekabetçi, daha yenilikçi, daha yaratıcı hale getirilmesi gerekiyor. Bu ise gerek ilk ve ortaöğretim, gerekse yüksek öğretim düzeyinde eğitim sistemimizin baştan sona gözden geçirilmesini gerekli kılıyor. PISA sınavlarında dökülen öğrencilerle, kimin adamı rektör olacak kavgalarından bir türlü kurtaramadığımız üniversitelerle bu iş olmaz. Sistemi değiştirmemiz şart. Yeri geldikçe bu konuya değineceğiz.