Petrolün laneti mi? (2) (21.01.2016), Hür Fikirler

Önce küçük bir düzeltme: Dikkatli okuyucunun gözünden kaçmamıştır; 18 Ocak Pazartesi günü bu köşede “Petrolün Laneti mi?” başlığıyla yayımlanan yazı bendenize ait olduğu halde (Pazartesi ve Perşembeleri bu köşenin konuğu benim), sehven “Ahmet Uzun” adıyla basılmış. Gazetenin İnternet baskısında bu yanlışlık düzeltildi, ama kâğıt baskısında bunu yapma imkânı yok, maalesef. İnsanlık hali, oluyor böyle şeyler; bir daha olmamasını temenni edelim ve petrolün laneti meselesine kaldığımız yerden devam edelim.

İran Sahneye Dönüyor

Petrol fiyatları düşmeye devam ediyor, en son 28 doları gördü, daha da düşebileceği tahmin ediliyor. Pazartesi günkü değerlendirmemizde petrol fiyatlarındaki düşüşün esas itibariyle arz-talep dengesizliğinden kaynaklandığını, arz artarken talebin azaldığını, bunun da fiyatların düşmesini kaçınılmaz kıldığını belirtmiştik.

Bugünlerde arzın daha da artmasını sağlayacak bir gelişme oldu: Nükleer programını kısmayı kabul etmesi karşılığında İran üzerindeki yaptırımların kaldırılması. İran’ın sahneye dönmesiyle dünya piyasalarına petrol arzı daha da bollaşacak, bu da fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratacak. Nitekim bunun belirtileri şimdiden ortaya çıkmaya başladı bile, geçen hafta 33 dolar civarında olan petrol fiyatları bugünlerde 28 dolara düşmüş durumda.

Bu kadar düşük fiyatlar bizim gibi ithalatçı ülkeler açısından bir nimetken, ihracatçı ülkeler açısından bir lanete dönüşebilir. Sonuçta üretim bedava değil, bir maliyeti var; fiyat maliyetin altına düşünce artık cepten yemeye başlıyoruz demektir. Şimdi maliyet cenahına bir bakalım.

Petrolden Kâr Eden Var Mı?

Ülkelerin maliyetleri farklı farklı, dolayısıyla fiyatlar düşmeye başlayınca ülkeler de zarar edenler kervanına katılıyorlar. Bu bağlamda Rystad Energy adlı araştırma şirketinin yaptığı araştırmaya göre, hampetrolün varil fiyatı 70 doların üstündeyken herkes kâr ediyor. 60-70 dolara düştüğünde Kanada, Mısır, Nijerya, ABD ve İngiltere kâr edemiyor; ya zarar, ya başa baş noktasındalar. Fiyatlar 50-60 dolarken bu kez Venezüella ve Rusya zarar etmeye başlıyor; 40-50 dolara düştüğünde Norveç ve Katar kâr edemez hale geliyor. Fiyatlar 20-30 dolarken İran ve Irak kâr edemiyor. Nihayet petrol fiyatları 10-20 dolar arasına indiğinde hâlâ başa baş noktasında olabilen sadece iki ülke var: S. Arabistan ve Kuveyt.

Şu anda fiyatlar 20-30 dolar aralığında; yani S. Arabistan ve Kuveyt dışında petrolden kâr eden pek bir ülke kalmamış durumda. Ekonomisini çeşitlendirmiş, çok sayıda farklı sektör ve işkolu üzerinden katma değer yaratabilen ülkeler açısından pek bir sorun olmayabilir. Ama ekonomi büyük oranda petrol üretim ve ihracatına bağımlıysa, alarm zilleri çalıyor demektir…

S. Arabistan bu ülkelerden biri. Evet, maliyetler düşük, dolayısıyla bu fiyatlarda hâlâ kâr edebilir durumda. Ancak, ekonomi büyük oranda petrole bağımlı, bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ı petrolden elde ediliyor. Fiyatların düşmesi gelirleri azaltıyor, döviz rezervlerini eritiyor, bütçe açıklarını artırıyor. Nitekim fiyatların düşmesiyle S. Arabistan’ın bütçe açığı GSYH’nın neredeyse yüzde 20’sine tırmanmış, döviz rezervleri 100 milyar dolar azalarak 650 milyar dolara düşmüş durumda, ekonomi alarm veriyor. Başta Arabistan ve Körfez ülkeleri olmak üzere bu kötü gidişe karşı tedbir almak zorundalar. Nitekim S. Arabistan beş yıl içinde bütçeyi denkleştirme planları yapıyor, ilk defa KDV uygulaması başlatıyor. Yıllardır bu hizmetleri bedava almaya alışmış olan vatandaşlar, bundan böyle eğitim ve sağlık hizmetleri için para ödeyecekler; elektrik, su ve konut için sağlanan sübvansiyonların kaldırılmasıyla hayat daha pahalı hale gelecek; zor günler kapıda…