CHP Solcu, Sosyal Demokrat ve İlerici bir Parti mi? '22.07.2007'


- Hocam, son zamanlarda CHPnin ne menem bir parti olduğu konusunda kafam biraz karışık; size bu konuda birkaç sual sorabilir miyim? - Elbette, çekirge. - İddiaya göre CHP cumhuriyetçi ve halkçı, hatta solcu, sosyal demokrat ve dahi ilerici bir parti imiş. Son zamanlarda önce Meclisi sonra Anayasa Mahkemesini tehdit, zinde güçleri darbeye davet, uzlaşma adı altında Meclis dışından bir cumhurbaşkanı dayatma gayretlerini görünce, solculuk, sosyal demokratlık, ilericilik, halkçılık vs. konularda biraz zatı alinizden, biraz da bu konularda mürekkep yalamış erbabı mütalaadan öğrendiğim kadarıyla CHPnin halkçı, cumhuriyetçi, solcu, sosyal demokrat veya ilerici bir parti olmadığını düşünmeye başladım, ne buyurursunuz? - Hmm, aferin çekirge, biraz geç de olsa kafanın karışması hayra alamet. Kafanın durulması için önce biraz karışması iyidir. Kuşkularında pek haksız sayılmazsın evlat. - Biraz açsanız hocam? - Şimdi bak evlat, Heratlı eski üstadların minyatür sanatının ne manaya geldiği üzerine derin felsefe yaptıkları, Raviyanı ahbar ve nakilanı asarın bazen hayretü minnetle, bazen de nefretü ibretle roman sayfalarında dehşetengiz kıssalar hikayet ve rivayet ettikleri devirlerde, Türkiyeli bazı üstadlar da bu Cumhuriyet Halk Partisinin ne yandan bakılsa bir hilkat garibesine benzediğini söylerlerdi de inanasım gelmezdi. Aradan zaman geçtikçe, köprülerin altından sular aktıkça, Türk demokrasisinin üzerinden darbeler geçtikçe ben de aynı kanaate vardım diyebilirim. Türkiyenin yetiştirdiği en değerli münevverlerden biri olan, Allah rahmet eylesin, aramızdan biraz zamansız ayrılmış olan rahmetli İdris Küçükömer taa 1960ların sonlarında II. Abdülhamitten beri süregelen kavgada ilerici görünenler gerçekte gerici, gerici görünenler de gerçekte ilericidir demişti de, kızılca kıyamet kopmuştu. - Nasıl yani hocam? - Biraz sabret evlat, bu konuya tekrar döneceğim, ama önce şu CHPnin cumhuriyetçiliği ile halkçılığı meselesini, sonra da zikredilen öteki sıfatlarını ele alalım. - Lutfedersiniz hocam. - Eğer bunca yıldır yaladığımız mürekkebin biraz hatırı varsa, denebilir ki, ufak kesintileri bir kenara bırakır da 80 küsur yıllık tarihine bir bütün olarak bakacak olursak CHPnin nasıl adının veya kendisine yakıştırdığı sıfatların ne kadar uzağında olduğu görülecektir. - İsterseniz parça parça gidelim hocam, zaten kafam karışık, iyice karışmasın. İlk sorum şu: CHP cumhuriyetçi bir parti midir? - Elcevap: Hayır. - Nasıl yani? - Eğer cumhur çoğunluk demekse, dolayısıyla cumhuriyet çoğunluk rejimi ise, binaenaleyh cumhuriyetçi bir partinin çoğunluğun tercihlerine saygılı bir parti olması gerekiyorsa, CHP cumhuriyetçi bir parti değildir. Dahası, hiçbir zaman da olmamıştır, ne tek parti döneminde, ne de çok parti döneminde. - Anladım hocam, peki CHP halkçı bir parti midir? - Elcevap: Hayır. - Nassı yani? - Ankaralı Namıkın kaseti gibi konuşma çekirge, nassı denmez, nasıl denir! - Özür dilerim hocam, nasıl yani? demek istemiştim, dilim sürçtü. - CHP halkçı bir parti değildir, çünkü halkçı bir partinin halkın taleplerine cevap vermesi, halkın tercihlerine saygılı olması, yöneticilerinin halktan biri gibi olmaları beklenir. Oysa CHP kurulduğu günden beri kendisini halkın üstünde, halkı da eğitilip adam edilecek, çağdaşlaştırılacak bir kalabalık yığını olarak görmüştür. CHPli bazı devletlülerin ilk devirlerde halkı Ankaranın bazı mutena semtlerine sokmadığı rivayet edilir; onların torunları da deniz kıyısı ve parklar gibi dinlenme mekanları ve piknik alanlarında halkı görmeye tahammül edemiyorlar. - Bir de şu solculuk meselesine gelsek? - Değerli romancı İhsan Oktay Anarın dilimize kazandırdığı nefis deyimle, raviyanı ahbar ve nakilanı asar bazen yaşamış gibi, bazen de yaşamışlardan işitmiş bir eda ile hikayet ve rivayet ederler ki, solculuk-sağcılık meselesinin aslı Fransız Devriminden sonra oluşan Mecliste kimlerin Kralın veya oradaki zevatın en ileri geleninin sağına, kimlerin de soluna oturduğuna dayanmaktadır. O zaman değişimden ve özgürlükten yana olanlar Kralın soluna oturduğu için bunlara solcu; statükodan, eskinin devamından yana olup özgürlük ve değişime karşı çıkanlar ise devletlünün sağına oturduğu için bunlara da sağŸcı denmiştir. Gel gör ki Türkiyede CHP daima değişimden korkan, özgürlük taleplerine rejim korkusu nedeniyle karşı çıkan, statükodan yana tavır alan, devletçi ve seçkinci bir çizgi izlemiştir. Buna karşılık değişimci ve özgürlüklerden yana tavır almış olan partiler DP, AP, ANAP ve AKP gibi hep merkez sağdan çıkmıştır. Bu anlamda CHPnin solcu bir parti olmadığı açıktır. Belki de bu yüzden Türkiyede sağcı ve solcu kavramlarına takla attırmak gerekmektedir. - Ya CHPnin sosyal demokratlığına ne buyurursunuz hocam? - O da bir başka faciadır çekirge. Sosyal demokrasi sosyalizm ile demokrasinin sentezlenmesinden meydana gelmiş bir siyasi ideolojidir. Özü itibariyle sosyalizmin eşitlik ve sosyal adalet gibi ideallerinin demokratik yollarla gerçekleştirilmesini amaçlar. Sosyalizmin en büyük derdinin, sömürü düzeni olduğunu iddia ettiği kapitalizmi devirmek, sermayedar sınıfı tahtından indirip proleteryayı iktidara getirmek olduğu dikkate alınınca, sosyal demokrasi bir işçi sınıfı ideolojisi olma eğilimindedir. Sosyal demokratların bu anlamda emeğin hakkını korumaları, toplumun orta-altı ve yoksul kesimlerinin dertlerine çare üretmeleri beklenir. Sosyal demokrasinin yakın tarihteki tipik temsilcileri İngiliz İşçi Partisi ile Alman Sosyal Demokrat Partisi olmuştur. Onlarla karşılaştırınca maalesef CHPnin bir sosyal demokrat parti olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Zaten Türk halkı da böyle düşünüyor olmalı ki, CHP onlarca yıldır işçilerden, emekçilerden, gecekondu halkından, köylülerden, dar ve sabit gelirlilerden, yoksullardan oy alamamaktadır. Sözde sosyal demokrat bir partinin esas itibariyle kentli zenginler ve taşralı eşraftan, iktidar seçkinleri ve tuzu kuru kesimlerden oy alması, ama asıl toplumsal tabanı olması beklenen işçi ve köylü kesiminden oy alamaması oldukça manidardır. - Valla hocam Orhan Abimin Hangi dala el attık da kurumadı ki.. vecizesi misali CHPnin hangi güzel sıfatına el atsak elimizde kalıyor. Şu ilericilik meselesine ne diyorsunuz? - Şimdi çekirge ilericilik çok netameli, tartışmalı bir kavram; bu ilericilik-gericilik kavramlarını dillerine pelesenk edenler genellikle tarihin düz bir çizgi üzerinde ilerlediğini, geçmişe ait ne varsa kötü ve geri, bugüne ait ne varsa iyi ve ileri olduğunu varsayarlar, ki bu bir yanılsamadır. Dün de iyi ve kötü şeyler yanyana vardı, bugün de var, yarın da olacak. Bu anlamda ilericilik-gericilik kavramsallaştırması ideolojik üstünlük kurma heveslilerinin bir hüsnü kuruntusundan ibarettir. Buna rağmen, haydi tartışmanın hatırı için, diyelim ki ilericilik-gericilik diye bir şey gerçekten var. O zaman da CHPnin ilerici bir parti olmasına imkan yok; çünkü CHPnin temsil ettiği veya savunduğu devletçilik, baskıcılık, demokrasi düşmanlığı, otoriteryenizm, dışa kapanmacılık, özgürlük hasımlığı ve değişim karşıtlığı gibi fikir ve tutumlar bugünü değil, eskiyi, geçmişi, faşist tek parti rejimlerini karakterize eden fikir ve tutumlardır. Bu anlamda CHP ilerici değil, maalesef gerici bir partidir. Korkarım bu durum, bazı üç kuşak öteden CHPli iyiniyetli değerli aydınların ileri sürdüklerinin aksine, şimdiki genel başkan Deniz Baykalın şahsına bağlı bir durum değil; Baykaldan önce de CHPnin durumu esas itibariyle böyleydi. Zaten rahmetli İdris Küçükömer 1960lı yılların sonu ve 1970li yılların başında Düzenin Yabancılaşması adlı bence çok önemli eserinde Türkiye tarihindeki ilericilerle gericilerin yer değiştirmesi gerektiğini, İttihat ve Terakki, ilk Mecliste Birinci Grup, Cumhuriyet Halk Fırkası ve daha sonra da CHPnin gerici; Abdülhamit, ilk Mecliste İkinci Grup, Demokrat Parti ve Adalet Partisinin (o zamanlar henüz ANAP ve AKP yoktu!) de ilericileri temsil ettiğini söylediğinde henüz sahnede Baykal falan yoktu. CHPnin sorunu zihniyetle ilgili, kişilerin katkısı bir dozaj ve üslup farkı yaratabilir, ama niteliksel bir fark değil. - çok teşekkür ederim Hocam; sanırım anladım ben onu! Mevzu ilginç de hocam, nasıl desem, dostun düşmanın bizim Osmanın mesaisini fazla meşgul etmemek açısından diyorum, şey etseniz, toparlasanız, tam süper olacak! - Haklısın evlat, milletin tek derdi bizim muhabbetimizi takip etmek değil ya, herkesin işi gücü var; binaenaleyh kısa keselim, Aydın havası olsun. El hasılı vel kelam, evlat, CHP adının söylediğinin aksine cumhuriyetçi de değildir, halkçı da; parti ileri gelenlerinin ileri sürdüklerinin aksine bu parti solcu da değildir, sosyal demokrat da, ve dahi eğer öyle bir şey varsa ilerici de değildir. Bireye karşı devletin, sivillere karşı askerin, demokrasiye karşı darbenin, özgürlüğe karşı yasakların ve baskıların, değişime karşı statükonun yanında saf tutan, seçilmiş Meclisin de halkın da cumhurbaşkanı seçmesine karşı çıkan, zinde güçleri kışkırtarak siyasi kriz yaratıp sonra da suçu başkasına atan, yıllardır işçi-köylü-yoksul kesimden destek görmeyen bir parti yukarıda sayılan sıfatların hiçbirini hak etmiyor demektir. Tam seçim öncesi kimsenin moralini bozmak istemem ama, bu kafayla gittiği sürece bu partinin kıyametin sonuna kadar Türkiye halkından tek başına iktidar vizesi alabilmesi muhaldir. Liderlerin değişmesi yetmez evlat, zihniyet değişmeli, zihniyet