Yeni hükümeti bekleyen acil sorunlar (2) '31.08.2007 '


Türkiye dünya ile eklemlendikçe eskiden dünyada olup da bizde olmayan birçok önemli mal ve hizmet türü de hayatımıza girmeye başlamıştır. Bu hizmetlerden biri de kamuoyu araştırma şirketlerinin belirli aralıklarla yaptıkları, çeşitli konularda kamuoyunun gündemini yakalamaya yönelik araştırmalardır. Aralarında MetroPOLL, Konda, Anar, Pollmark ve PİARın da bulunduğu araştırma şirketleri özellikle seçim öncesi dönemlerde seçim sonuçlarını tahmine yönelik araştırmalarıyla kamuoyunun dikkatini çekiyorlar. Bunlardan Tarhan Erdemin başında olduğu Kondanın son seçimlerde gösterdiği tahmin başarısı herkesin dikkatini çekmişti. Erdemi seçim öncesinde tarafgir davranmakla, menfaat ilişkileri içinde olmakla suçlayanlar seçim sonuçlarını görünce Erdemden özür dilediler mi bilinmez, ama bildiğimiz bir şey var: Kamuoyu araştırma şirketleri, işlerini ciddi yaptıkları, bilimsel araştırma yöntemlerine riayet ettikleri ve ideolojik gözlükler takmadıkları sürece, önemli bir hizmet üretmektedirler. Yukarıda adı geçen araştırma şirketlerinden Ankara merkezli MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından henüz yeni yapılmış olan bir kamuoyu araştırması ilginç sonuçlar ortaya koymaktadır. "Türkiyede Siyasal Durum Araştırması Ağustos 2007" başlığını taşıyan çalışma Adana, Ankara, Bursa, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Malatya, Samsun, Tekirdağ ve Trabzonu içeren 12 ilin merkez ilçelerinde 18-20 Ağustos 2007 tarihlerinde toplam 1296 kişi ile cinsiyet, yaş ve eğitim kotaları uygulanarak yapılmıştır. Türk halkının ekonomik ve siyasi gündemi, hayatından memnuniyeti ile 22 Temmuz seçimlerinin sonuçları, yeni hükümetten beklentiler ve cumhurbaşkanlığı konusundaki kanaatlerinin tespit edilmesini hedefleyen araştırma ilginç bulgular ortaya koymaktadır. Buna göre örneğin, Türk halkının %69,9u hayatından memnundur; %55,9u ekonominin iyiye gittiğini düşünmektedir. Geride bıraktığımız 5 yıllık dönemde ekonomik şartların değişmediğini düşünenlerin oranı %22,2, kötüye gittiğini düşünenlerin oranı ise %21dir. Ekonomide geleceğe ilişkin beklentilere bakıldığında ise halkın %14ünün önümüzdeki dönemde ekonominin çok iyi olacağını, %43,1inin ekonominin iyiye gideceğini, %20,9unun durumun değişmeyeceğini, %15,1inin ise kötüye gideceğini düşündüğü anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle, halkın %57,1inin yeni dönemde AK Parti hükümetinin ekonomik politikalarından umutlu olduğu ortaya çıkmaktadır. Araştırmaya göre yeni hükümetin çözmesi gereken en acil sorunların başında sırasıyla işsizlik (%33,1), ekonomik sorunlar (%16,1) ve güvenlik sorunu (%11,2) gelmektedir. Bunları yine sırasıyla susuzluk sorunu, maaş ve ücretlerin artırılması, cumhurbaşkanı seçimi ve başörtüsü sorunu izlemektedir. Bu sonuçlar ışığında halkın yeni hükümetten en büyük beklentisinin ekonomik sorunların çözülmesi olduğu söylenebilir. Halkın gündeminde ekonomik sorunların, bazılarımıza çok daha önemli görünen ve son aylarda kamuoyunu yoğun bir şekilde meşgul etmiş olan demokratikleşme, anayasa değişikliği, özgürlüklerin genişletilmesi, seçim sisteminin düzenlenmesi ve Kürt sorunu gibi siyasi sorunlardan daha öncelikli bir yer alması manidardır. Avrupa Birliği taraftarlığı Araştırmaya katılanların %53,8i Türkiyenin ABye üye olmasına taraftarken, %39,5i buna olumlu bakmamaktadır. Son seçim sonuçlarıyla birlikte, oyları dikkate değer oranlarda artan AKP ve MHP seçmenlerinin ABye desteğinin Türkiye genel ortalamasına yaklaşıyor olması dikkat çekicidir. Aynı kuruluşun Ocak ve Haziran 2007 araştırmalarında ortaya çıkan sonuçlarla karşılaştırıldığında; (Ocakta %64,6, Haziranda %63,1 olan) AKP seçmenleri arasında ABye destek verenlerin oranı Ağustosta %58,8e düşerken; MHPye oy verenlerde bu oran ocaktaki %30,6dan, haziranda %37,5e, ağustosta %44,4e yükselmiştir. Buna karşılık AB taraftarlığı veya karşıtlığı CHP seçmeninde önceki araştırmaların sonuçlarına göre ciddi bir değişim göstermemiştir. Araştırma ekibi bu bulgulardan iki önemli sonuç çıkarılabileceğini düşünmektedir: Birincisi, seçim öncesinde terör veya PKK olayları ile ABnin Türkiyeye yönelik olumsuz tavırları sonucu, Türkiyede milliyetçilik duygularının ve Batı karşıtlığının büyük oranda yükseldiği şeklindeki söylemlerin halk nezdinde bilimsel bir karşılığının olmadığı; ikincisi ise, AKP ve MHPnin artan oylarının aynı zamanda bu iki partiyi AB üyeliği konusunda Türkiye ortalamasına doğru çektiği. Bir ara Türkiyede AB desteğinin %30lara kadar düştüğü iddia edilmeye başlanmıştı; elimizdeki son araştırmanın sonuçları ise Türk halkının yarıdan fazlasının ABye desteğinin sürdüğüne işaret etmektedir. 27 Nisan sürecinde hükümetin gürültüye pabuç bırakmayan tavrına en açık ve net desteğin ABden geldiği; daha da önemlisi, Türkiyenin toplumsal-siyasal dönüşümünün AB süreciyle doğrudan bağlantılı olduğu da dikkate alındığında, yeni hükümetin bir süredir tavsamaya başlamış görünen AB sürecini yeniden canlandırmasında yarar vardır. Nitekim Türk halkının beklentileri de bu yöndedir: Araştırmaya katılanların %46,2si ilişkilerin daha da yoğunlaştırılarak geliştirmesini isterken; %22,3ü ilişkilerin bugünkü gibi devam etmesini istemektedir. AB ile ilişkilerin azaltılmasını isteyenlerin oranı sadece %25,1dir. Araştırma sonuçlarına göre 22 Temmuz genel seçiminde seçmenlerin tercihinde en fazla etkili olan faktörler önem sırasına göre şunlardır: 1) Partilerin uyguladığı politikalar, 2) Ekonomik durumun iyileşmesi, 3) İstikrarın devamı, 4) Laikliğe yönelik kaygılar ve 5) Liderlerin güvenilirliği. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşanan 27 Nisan Genelkurmay bildirisi ve Abdullah Gülün adaylığı sürecinde yaşanan diğer olayların seçmen tercihinde etkili olan faktörler arasında daha alt sıralarda geldiği gözlenmiştir. Seçmen eğilimlerini belirleyen faktörlerin daha çok siyasi ve ekonomik istikrara bağlı olarak insanların yaşam standardı ve refah düzeyinin artırılması olduğu anlaşılmaktadır. Zaman