Cumhurbaşkanına Açık Mektup '04.12.2007


Cumhurbaşkanına Açık Mektup: YÖKe Özgürlükçü ve İlkeli Bir Başkan Gerek! Sayın Cumhurbaşkanım, Önümüzdeki günlerde YÖKe kiritk bir başkan ataması yapacaksınız. Yapacağınız atamayla sadece YÖKün boşalan başkanlık koltuğunu doldurmuş olmayacaksınız, üniversitelerde önümüzdeki birkaç yıllık dönemde nasıl bir rüzgarın eseceğini de önemli ölçüde belirlemiş olacaksınız. YÖKün 12 Eylül askeri yönetimi tarafından genelde ilmiye sınıfını özelde ise üniversiteleri hizaya getirmek, sıkı kontrol altına almak, izinsiz-kontrolsüz hiçbir şeyin yapılmamasını garantiye almak ve tektip insan yetiştirme ameliyesinin yükseköğretim ayağını tamamlamak amacıyla getirilmiş bir yapılanma olduğunu biliyorsunuz. Sistemin öngördüğü aşırı merkeziyetçi, bütün yetkileri rektörlerde toplayan, suiistimallere ve keyfiliklere açık yapılanma yüzünden bugün üniversitelerimizin çoğunda akademik kadroların kabileci bir anlayışla dağıtıldığı, siyasi ve ideolojik ayrımcılıklar yapıldığı, verimsizliğin adeta ödüllendirilip verimliliğin cezalandırıldığı, oy verenlerin kayrılıp oy vermeyenlerin hasım kabul edildiği, büyük yolsuzluk ve usulsüzlük şikayetlerine konu bir ortamın yaratılmış olduğu, konuyla azçok ilgilenen herkesin yakından bildiği bir olgudur. Sonuçta dünyanın en iyi beşyüz üniversitesi arasında üniversitelerimizin esamesi okunmazken, YÖK ve YÖKün baskısını üzerinde hisseden üniversitelerimizin birçoğu demokratikleşme ve sivilleşmeye karşı direnişte açıkça taraf olmuş, demokratikleşme, sivilleşme ve AB ile bütünleşme yolunda yapmaya çalıştığı açılımlar karşısında hükümete posta koyma eylemlerinin içinde yer almıştır. Oysa üniversitelerden beklenen özgürlüğü, çeşitliliği ve farklılıkların bir arada yaşamasını savunmak, serazad düşünceli, cesur, yaratıcı beyinler yetiştirmek, bilimsel üretkenliğe ve yaratıcılığa imkan sağlamaktır. Resmi ideolojiye yaslanmış, çeşitlilikten ve farklılıktan korkan, tektip insan yetiştirmeye endeksli, ehliyet ve liyakate göre değil, sizin takım-bizim takım ayrımı yapan kabileci yaklaşımlarla kadro ve makam dağıtan bir üniversite ortamı ülkenin geleceğine indirilmiş ağır bir darbe demektir. Sayın Cumhurbaşkanım, Bu söylenenlerin ışığı altında YÖK başkanlığına yapacağınız atama gerçekten de kritik önem taşımaktadır. Kuşkusuz sorun sadece YÖK başkanlığına yapılacak atama ile bitmemekte, sistemin de baştan ayağa gözden geçirilmesi gerekmektedir. Ancak, mevcut sistem içinde bile yeni bir anlayışla yapılabilecek iyileştirmeler vardır. (Sistemi iyileştirecek düzenlemeler yapılması sizden ziyade hükümetten beklenen bir sorumluluktur.) Bu çerçevede o makama özgürlükçü, demokrasiyi özümsemiş, uluslararası standartların ülkemiz üniversitelerinde de yerleştirilmesi için çalışacak, insanların saçına, sakalına, kılık-kıyafetine, dini-siyasi-ideolojik tercihlerine takılıp kalmayacak, bilimsel üretime, yaratıcılığa, verimliliğe, işini işi yapmaya odaklı bir yaklaşımı benimsemiş, sağlam karakterli, ilkeli bir bilim adamının getirilmesi bu ülkeye yapacağınız büyük bir iyilik olacaktır. Sizi şimdi bulunduğunuz makama layık görmeyenlerin, halkı iktidardan uzak tutmak için hukuka takla attıran türlü ayak oyunları yapanların nasıl bir YÖK ve YÖK başkanı görmek istedikleri geçmiş uygulamalardan bellidir. Buna karşılık temsil ettiğiniz değerlerin hatırına sizi o makama getirebilmek için hiçbir tehdide aldırmayan ve gerek 22 Temmuz seçimlerinde gerek referandum ve başka konularda size destek veren insanlar şimdi sizden sağlam bir duruş beklemektedirler. İdarei maslahatçı, etliye sütlüye karışmayacak, dolayısıyla, üniversitelerde sürüp giden keyfi uygulamalara ve haksızlıklara müdahale etmeyecek, sistemin ağababalarını kızdırmama endişesiyle vaktiyle kendi savunduğu düşüncelerden ve ürettiği projelerden vazgeçmeye hazır birilerini o makama getirirseniz, zor zamanlarınızda arkanızda duran insanları büyük bir hayal kırıklığına uğratacak, kendinizi de ciddi bir vebal altında bırakacaksınız. Sayın Cumhurbaşkanım, Türkiye seksen yıl sonra, sizin ve arkadaşlarınızın da katkısıyla, nihayet kabuğunu kırmakta, ekonomide ve siyasette ciddi bir atılım sürecine girmiş bulunmaktadır. Dış politikasında Batıya endeksli tek boyutluluğu kırmakta, kendisini bugüne kadar çantada keklik bellemiş güçlere karşı gerektiğinde tavır almasını bilir, Asyayı ve İslam dünyasını da ihmal etmeyen, komşularıyla barış ve istikrarı hedefleyen bir rotaya girmektedir. Gerek Doğu gerekse Batının gözü, Batı ile İslam dünyası arasında köprü olabilecek, dünya barışına ciddi katkı yapabilecek, çatışma değil barışa endeksli bir dünyanın kurulabilmesinde çok önemli bir rol oynayabilecek bir ülke olarak, Türkiyenin üzerindedir. Böyle bir kritik dönemde Türkiyenin üniversitelerde hala yasakçı, baskıcı, tektipçi ve ayrımcı, özgürlüklerden ve çeşitlilikten korkan bir anlayışı sürdürme lüksü yoktur. YÖK başkanlığına atama yaparken bu hususları göz önünde bulunduracağınızı umuyor, saygılar sunuyorum.